Mesaj Panosu
Akrep Burcu
 Pano Kılavuzu  •  Programlar  •  Seçenekler  •  Hesabınız  •  Kişisel Mesajlar • •  Oturum Aç  •  Radyo
Sonraki başlık »
« Önceki başlık

Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »
Yazar Mesaj
AkrepKral
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi


Yaş: 33
Kayıt: 22.02.2005
Mesajlar: 8568

blank.gif
MesajTarih: Pzr 23 Kas, 2008 00:21  Mesaj konusu:  Sultan IV. Murat Han ve Tarihi Nutku (Video) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Sultan IV. Murat Han ve Tarihi Nutku



Yüksek Kalite Videoyu İndirmek İçin:

Gizli Link... Linkleri Görebilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız
Üye Olmak İçin Tıklayın Üye iseniz Giriş Yapınız

Rar Şifre: www.akreportalnet.com



Sultan IV. Murad Han
I. Ahmed’in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiş oğludur. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzâde Murad, Dördüncü Murad unvanıyla 11 yasini 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunun en önemli sebebi, Sultân Mustafa’nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa’nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek, çocuk yasta olmasına rağmen Sultân Ahmed’in en büyük ve erşed Şehzâdesi Murad’ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Mecnûnun yani akil hastasının imâmeti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah’ın hal‘i gerektiğini ve oğluna dokunulmayıp Saray’daki odasında göz hapsine alınacağını Vâlidesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad’ı halife ve hükümdâr ilan ettiler.

Sultân Murad, Ebâ Eyyub’ül-Ensârî türbesinde, asrin maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî’nin eliyle kılıç kuşanmıştır.

IV. Murad’ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icap etmektedir: Birinci Safha: IV. Murad’ın ismen Padişah olduğu, ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Bu devre, 8 küsur sene devam etti. Sultân Murad işbaşına geldiğinde, Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları, Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülûs bahşişi bile verilememekteydi. Hatta Enderun’daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülûs bahşişi verilmeye çalışılmıştı.

Devletin itibari ve siyasi durumu da iyi değildi. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. Sultân Osman’ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Diğer tarardan fırsatı ganimet bilen İran'da Bağdad’da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad’ı ele geçirmişti. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti’ni sarsmaktaydı.

Böyle bir durumda IV. Murad’ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Bunu fark eden ve hakki söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi, 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyâretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padişah’a iş‘âr edince, durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm’ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sâkin tabî’atlı olan Es’ad Efendi’yi tayin ettirmiştir. Bu da devlet için büyük bir problemdir.

Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Murad, bizzat hükmedemiyordu. Hâkim devlet ricâli ve annesi idi. Şeyhülislâm Yahya Efendi’yi görevden aldıran ve suiistimallere adi karışan Kemankeş Ali Paşa’nın Padişah’tan Bağdad’ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması, bardağı taşıran son damla oldu. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkez Mehmed Paşa getirildi. Abaza Mehmed Paşa’yı takip için Doğu Anadolu’ya kadar gelmişti; ancak yolda vefât etti ve yerine Diyarbakır Beylerbeyisi Hâfız Ahmed Paşa tayin edildi. Kösem Sultân’ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damat sıfatını da alan Hâfız Ahmed Paşa, Abaza Mehmed Paşa’nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine, Bağdad’da Bekir Subaşı’nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı Ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. Iran Sahi Şah Abbas Bağdad isyânını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı’ya verilerek mesele halledilmek istendi.

Yerine Damat Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyânını bastırmak üzere Erzurum’a gönderildi. Ancak bu da basarili olamadı ve 1628 yılında görevden alindi. Bunun yerine muhteris, otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. Büyük bir mahâretle bu problemi, 1628 yılının 9. ayında çözdü ve Abaza’nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul’a getirildi. Sultân Murad, ağabeyi Osman’ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. Mesele de halledilmiş oldu. Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad’da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Bu İran’la savaş yapılacak demekti. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve âsayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa, bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Ancak Bağdad’ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. Yerine de yine Dâmâd Hâfız Ahmed Paşa getirildi. Hâfız Ahmed Paşa’nın isi zordu. Zira hem Tokat’taki ma’zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damat Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de Iran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayati sona erdi. Zira IV. Murad’ın zorba başı dediği Damat Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân’ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hâfız Ahmed Paşa, Padişah’ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi.

Sultân Murad, zorbacı başı Receb Paşa’nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa’nın bulunduğunu biliyordu. Ayrıca isyan eden zorbalar, sadece Ahmed Paşa’nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Es’ad Efendi’den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi’nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı. Nitekim alındı ve yerine Ahi-zâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. İsteklerinin sonu gelmiyordu. Sultân Murad evvela, Murtaza Paşa’yı tavzif ederek Tokat’taki Hüsrev Paşa’nın ele geçirilmesini istedi; teslim olmadı ve sonra da öldürülüp halka cesedi teshir edildi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. Veliahd Şehzâde Bâyezid Padişah yapılmak istendi; ancak muvaffak olunamadı. IV. Sultân Murad, ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa’yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. Bunun üzerine Sultanahmet Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler, devlet ricâli ve askerlerin huzurunda, halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. Anarşinin devletin temellerine girdiğini, ordunun savaşamaz hale geldiğini, askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını, devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeyeceğini, serî’ata, kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. Padişah, [B]“Allah’a, O’nun Peygamberine ve sizden olan ülü’l-emre itaat ediniz” mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. Arkasından “Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz” manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. Ve sununla bağladı: “Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki, aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. Allah’ın emrine ve Resûlüllah’ın hadisine aykırı hareket edenleri desteklemeyesiniz. Ben ki, halifeyim, bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz, memleketin hali ne olur?”. [/B]

Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali, Padişah lehine çok büyük tezâhürât yaptılar ve IV. Murad’ın asıl saltanat yılları başlamış oldu.

İkinci Safha: IV. Murad’ın ikinci ve asil saltanat safhasıdır ki, Receb Paşa’nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından baslar ve vefâtına yani 1640 yılına kadar devam eder. Son sekiz yıl Sultân Murad’ın asil saltanat yıllarıdır.

IV. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Devletin idaresini ele alır almaz, Tabani Yassı Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa getirdi. Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve âsâyişi temin etmeye başladı; sonra da Devleti tehdit eden basta Iran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Simdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim:

1) IV. Murad’ın ilk yaptığı icraat, ağabeyi Genç Osman’ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. Gerçekten Saka Mehmed, Gürcü Rıdvan, Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. Bunlardan Beyşehri, Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî, İstanbul’a getirilerek kail olundu. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa, Küçük Ahmed Paşa’nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes’ud da İstanbul’a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler.

2) İstanbul’da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul’un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine, bunu da bahane eden IV. Murad, zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi’den de fetvâ alarak, tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvâyla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları, devlete isyan etmiş kabul edip kail etmeye başlamıştır. Solak-zâde, tütün yüzünden katle ser‘î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince, kendisi hakkında “Cezây-i sezâsini buldu” ifadesini kullanmıştır. IV. Murad, tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların, issizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehâneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Her iki hadiseyi de, memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen Sultân Murad, bazı tarihçilere göre, bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir.

3) Sultân Murad’ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da, o zamana kadar “Görevden azl olunur ve nefy olunabilir; ancak kail olunmaz” diye bilinen kuralı çiğneyerek, ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. 1043/1633 yılında İzmit, İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde, rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. Bu durumu, teessüfle Vâlide Sultân’a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde “Kendülerini bedduadan sakınırız. Umulur ki, siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız; ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere” ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi, Vâlide Sulân tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah’a ihbar edilmiştir. Maalesef Sultân Murad, Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. Bu Şeyhülislâm, kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad’a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır.

4) Osmanlı Devleti’nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah’ı, yeniden Bağdad’a saldırmış ve Bağdad’ı ele geçirmiştir. Padişah, sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince, bizzat kendisi Iran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. Birinci Iran Seferi, Revan Seferi diye meşhurdur. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde, Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. On ay sürmüştür. İkinci Iran seferi ise, Bağdad Seferi diye bilinmektedir. İranlıların Revan’ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad’a yürümüştür. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran’da; Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. Artık, IV. Murad, Fâtih-i Bağdad unvanını kazanmıştır.

Sultân Murad, büyük bir karşılama ile İstanbul’a döndü. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. Nihâyet tedâviler netice vermeyince, Ramazan Bayramının 2. günü yatağa düşen Sultân, 8.2.1640 tarihinde vefât eyledi. Cenaze merâsiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi, İslâmiyet’te yok ise de, Islâma kesin aykırı bir âdet de değildir .


_________________
"Akrepsen Yalnızlığına Sımsıkı Sarıl Çünkü O Senin Tek Dostundur"



En son AkrepKral tarafından Cum 28 May, 2010 03:16 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Akrep Cinsiyet:Bay Ejderha ÇevrimiçiAkrepKral kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
AkrepKral
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi


Yaş: 33
Kayıt: 22.02.2005
Mesajlar: 8568

blank.gif
MesajTarih: Pzr 23 Kas, 2008 02:45  Mesaj konusu: Dikkat ! Sultan 4. Murat Han Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Osmanlı tarihinde 3 çeşit padişah vardır:

* Devletin zor anında başa geçip, ilerleten;
* Gücüne güç katan ve
* Zor durumlarda devleti daha da kötü hâle getiren.

4. Murat ilk kategoriye uyan Padişahlardandır.
Neden mi? Güçlü vücudu, zekası, otoritesi ve yasaklarıyla 17. yüzyılda yani Osmanlı’nın Duraklama Dönemi’nde kısa hayatı elverdiği sürece devletin mali, ekonomik, siyasi ve askeri yönetimi ıslah etmiş. İsyanları bastırmış ve kaybedilen toprakların bir kısmını geri almıştır.

Devletin ileri gelenlerine raporlar yazdırarak ömrü vefa etmesede kötü gidişatın nedenlerinin ortaya çıkması için çaba sarfetmiştir.


_________________
"Akrepsen Yalnızlığına Sımsıkı Sarıl Çünkü O Senin Tek Dostundur"

Akrep Cinsiyet:Bay Ejderha ÇevrimiçiAkrepKral kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
AkrepKral
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi


Yaş: 33
Kayıt: 22.02.2005
Mesajlar: 8568

blank.gif
MesajTarih: Pzr 23 Kas, 2008 02:50  Mesaj konusu:  Sultan 4. Murat'ın Kişisel Özellikleri Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Sultan 4. Murat'ın Kişisel Özellikleri

4. Murad uzun boylu, iri cüsseli, yuvarlak yüzlü, heybetli bir padişahtı. En kudretli Osmanlı padişahlarından biri olarak yazdırdı adını tarihe. Oldukça cesur, zeki ve güçlüydü. . Çok iyi ok ve cirit atardı. Attığı oklardan birisi 706.5 metre gitmiştir. 200 okkalık (Yaklaşık 250 kilograma denk geliyor) gürzlerle antreman yapardı. Hint elçisinin kurşun işlemez diye getirdiği, gergedan derisinden kalkanı ciritle delip, elçiye geri vermiştir. Oyunlarda her padişah bir at bulundururken o otuz tane at kullanır, yarış sırasında birinden diğerine atlardı. Bunun dışında şariliğiyle de ünlüdür. Muradi ve Şah Murad mahlaslarıyla şiirler yazmıştır. Daha küçük yaşında kendisinden Bağdat nedeniyle yardım isteyen sadrazama verdiği cevap çok ünlüdür:

-Hâfız'â Bağdat’a imdad etmeye er yok mudur?
Bizden istimdâd edersin sende asker yok mudur?

Seferler sırasında askerleriyle aynı şartlarda kalırdı, böylece onların sevgi ve saygısını kazanmıştı. Bazı geceler atının üzerinde uyuduğu rivayetler arasındadır. İlmi ve ilim adamlarını da sever, onlara saygı duyardı. Hezarfen Ahmet Çelebi ve Han’ın yazdırdığı raporlar bunun en güzel örnekleridir.


_________________
"Akrepsen Yalnızlığına Sımsıkı Sarıl Çünkü O Senin Tek Dostundur"

Akrep Cinsiyet:Bay Ejderha ÇevrimiçiAkrepKral kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
gece_akrebi
Yönetim
Yönetim


Yaş: 32
Kayıt: 17.10.2005
Mesajlar: 7241

turkey.gif
MesajTarih: Pzr 23 Kas, 2008 11:00  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

paylaşım için teşekkürler kral, ne yazıkki devleti yücelten ve yüceltmeye yetecek güçte olan padişahların pek çoğu erkenden ebediyete göçmüşler yada tahttan indirilmişlerdir, yine ne yazıkki sarayda oturmaktan başka bir işe yaramayan padişahlarda vardı. böyle kudretli zeki bir kaç padişah daha olsaydı ülkenin durumu daha farklı olurdu.
kudretlisindende pasifindende ibret almak gerek.


_________________
Gizli Link... Linkleri Görebilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız
Üye Olmak İçin Tıklayın Üye iseniz Giriş Yapınız

~Biz hep tek kişi olduk~
Gizli Link... Linkleri Görebilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız
Üye Olmak İçin Tıklayın Üye iseniz Giriş Yapınız

Akrep Cinsiyet:Bay Yılan Çevrimdışıgece_akrebi kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönder
AkrepKral
Portal Yöneticisi
Portal Yöneticisi


Yaş: 33
Kayıt: 22.02.2005
Mesajlar: 8568

blank.gif
MesajTarih: Pts 24 Kas, 2008 00:51  Mesaj konusu:  (Başlık yok) Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

Rica ederim. Bir kaç yıl gecikmiş bir paylaşım oldu : )
TRT'de 4 bölüm halinde gösterilmişti. O zamanlar bir kaç bölümü hariç çok sıkmıştı beni. Ama yukarıdaki sahneyle birlikte bir kaç sahnesi etkilemişti beni. İleride paylaşacağım bir kaç sahne daha var IV. Murat'ı IV. Murat Yapan kısımlar... Tabi ısmarlama bir yapım olduğu için biraz zorlama bir senaryo...

Yücel Çakmaklı'nın güzel yapıtlarından


_________________
"Akrepsen Yalnızlığına Sımsıkı Sarıl Çünkü O Senin Tek Dostundur"

Akrep Cinsiyet:Bay Ejderha ÇevrimiçiAkrepKral kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderE-Posta gönderKullanıcının web sitesini ziyaret etMSNM
Mesajları göster:      
Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »

Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti gönderemezsiniz
Bu forumdan eklenti indiremezsiniz

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok murat gögebakan - keske tanimasaydim ... alone_scorpion Müzik 0 Cmt 31 Tem, 2010 14:50 Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok SULTAN 4.MURAD tatarbey Türk Dünyasından Önemli Şahsiyetler 0 Çar 28 Tem, 2010 12:10 Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Şeytanı Susturan Hakikatler ( VCD - V... AkrepKral Belgeseller 0 Per 22 Tem, 2010 01:31 Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Tarihin En Mükemmel Ordusu Osmanlı Tü... AkrepKral Video ve Görseller 0 Çar 21 Tem, 2010 23:55 Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Batı Trakya Türkleri (Video) - 10 Alt... AkrepKral Belgeseller 0 Çar 21 Tem, 2010 23:28 Son gönderilen mesajlar

Pano Güvenliği

21344 Saldırı girişimi engellendi.
CrackterTracker Türkçe çeviri: phpBB Turkey
Saatler GMT +2 dilimine göredir
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye

 
Web www.akreportalnet.com
php-BB2P ve php.BB © php-BB Group :: S.E.O
| Google Arama Motorunda Akrep Portal Net Site İçeriği | Yahoo Arama Motorunda Akrep Portal Net Site İçeriği | AOL&Google Arama Motorunda Akrep Portal Net Site İçeriği | MSN LiVE Arama Motorunda Akrep Portal Net Site İçeriği | Yahoo İndex URL |
RSS Site Haber Akışı Sitemap Site Haritası
|  Akrep Portal | Akrep Burcu | Astral Seyahat | SeyrüSefa  | Telekinezi | Derthane | Tekil Hit | Eğitim Kafe | Rüya Tabirleri |

Akrep Burcu, Akrep Portal Yayın Grubunda İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan www.akreportalnet.com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. akreportalnet.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler akreportalnet@hotmail.com adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.

site ekle web siteleri
Review www.akreportalnet.com on alexa.com